verb

smile

gülümsemek

She always smiles at me.

Bana her zaman gülümser.

He smiled when he saw the gift.

Hediyeyi görünce gülümsedi.

((birine)) (birine) gülümsemek Bana her zaman gülümser.

(nesnesiz) gülümsemek Hediyeyi görünce gülümsedi.

Eş anlamlılar: sırıtmak (grin), ışıldamak (beam); Zıt anlamlılar: kaşlarını çatmak (frown)

Orta İngilizce'deki 'smilen' kelimesinden, İskandinav kökenlidir.

'Ismail' ismindeki 'smail' kısmına benziyor. İsmail'in gülümsediğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.