adverb

solely

sadece, yalnızca, münhasıran

This decision was made solely for financial reasons.

Bu karar sadece mali nedenlerle alındı.

He is solely responsible for the project's failure.

Projenin başarısızlığından yalnızca o sorumludur.

solely + [sebep/neden/kişi] sadece bir nedenle The prize is awarded solely on merit.

Eş anlamlılar: only, exclusively, merely

'sole' (tek) + '-ly' (zarf eki). 'sole' kelimesi Latince'de 'yalnız' anlamına gelen 'solus'tan gelir.

Ayakkabınızın 'tabanını' (sole) düşünün - her ayakta sadece bir tane vardır. Yalnızdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.