adjective

solid

katı, sağlam, güvenilir, saf

Ice is the solid form of water.

Buz, suyun katı halidir.

This table is made of solid oak.

Bu masa masif meşeden yapılmıştır.

She needs solid evidence to prove her case.

Davasını kanıtlamak için sağlam kanıtlara ihtiyacı var.

He worked for two solid hours.

Tam iki saat boyunca çalıştı.

((solid)) + ((noun)) bir ismin niteliğini tanımlar We need a solid plan.

Synonyms: firm, hard, sturdy, reliable; Antonyms: liquid, gas, flimsy, weak

Latince 'sağlam, bütün, bölünmemiş' anlamına gelen 'solidus' kelimesinden gelir.

Sağlam bir tuğla duvar düşünün - sert, dayanıklı ve güvenilirdir. 'Solid' kelimesinin imajı budur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.