verb

solidify

katılaşmak, katılaştırmak, pekiştirmek

The lava will solidify as it cools.

Lav soğudukça katılaşacak.

We need to solidify our plans for the project.

Proje için planlarımızı sağlamlaştırmamız gerekiyor.

This win solidifies their position at the top.

Bu galibiyet onların zirvedeki yerini sağlamlaştırıyor.

((sth.)) (geçişsiz) katılaşmak The mixture will solidify in the fridge.

((sth.)) (geçişli) (bir şeyi) katılaştırmak, sağlamlaştırmak The new evidence helped to solidify the case.

Eş anlamlılar: sertleşmek, pekiştirmek, güçlendirmek; Zıt anlamlılar: sıvılaştırmak, eritmek, zayıflatmak

Latince 'solidus' (sağlam) ve fiil yapan '-ify' ekinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'sağlamlaştırmak'.

Bir şeyi 'sağlam' (solid) hale getirmeyi düşünün. Bu, buz gibi fiziksel veya bir plan gibi soyut olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.