adjective

solo

solo, tek başına

She gave a solo performance.

Solo bir performans sergiledi.

He decided to go solo.

Tek başına devam etmeye karar verdi.

The guitarist played a long solo.

Gitarist uzun bir solo çaldı.

((isim)) sıfat olarak a solo flight

solo yapmak zarf ifadesi olarak The singer went solo.

bir solo isim olarak He played a guitar solo.

Eş anlamlılar: alone, single, unaccompanied; Zıt anlamlılar: group, ensemble

İtalyanca 'solo' kelimesinden, o da Latince 'yalnız' anlamına gelen 'solus'tan gelir.

'Solitary' ile aynı kökten gelir. 'Bir' veya 'yalnız' temel fikridir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.