adjective

somber

kasvetli, loş, hüzünlü

He wore a somber suit to the funeral.

Cenazeye kasvetli bir takım elbise giydi.

Her mood was somber after hearing the bad news.

Kötü haberi duyduktan sonra morali bozuktu.

((adjective)) + ((noun)) (bir şeyi) karanlık veya ciddi olarak tanımlamak He wore a somber suit.

Eş anlamlılar: gloomy, dismal, dark; Zıt anlamlılar: cheerful, bright, vibrant

Latince 'sub' (altında) + 'umbra' (gölge) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'gölge altında', karanlık ve kasveti çağrıştırır.

Türkçedeki 'somurtkan' kelimesiyle ses benzerliğinden yola çıkabilirsiniz. Somurtkan birinin yüzü de kasvetli olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.