noun

sorrow

keder, üzüntü, tasa, pişmanlık

He felt great sorrow after his friend moved away.

Arkadaşı taşındıktan sonra büyük bir keder hissetti.

To my sorrow, I realized I had made a mistake.

Üzülerek söylüyorum ki, bir hata yaptığımı fark ettim.

((at/for/over sth.)) ((bir şeye duyulan)) keder She expressed sorrow over his death.

((to sb.'s sorrow)) ((birinin)) üzüntüsüne göre To my sorrow, the plan failed.

Eş anlamlılar: grief, sadness, anguish; Zıt anlamlılar: joy, happiness

Eski İngilizce'de 'keder, pişmanlık, endişe' anlamına gelen 'sorg' kelimesinden gelir. Almanca 'Sorge' (endişe, kaygı) ile ilgilidir.

Kulağa 'sorry' (üzgünüm) gibi geliyor. Bir şey için 'sorry' olduğunuzda, genellikle 'sorrow' (keder) hissedersiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.