verb

speak

konuşmak, söylemek

Can you speak more slowly?

Daha yavaş konuşabilir misiniz?

She speaks three languages.

Üç dil konuşuyor.

He will speak at the conference.

Konferansta konuşacak.

Actions speak louder than words.

Eylemler sözlerden daha etkilidir.

((bir dil)) konuşmak Üç dil konuşuyor.

((biriyle)) konuşmak Seninle konuşmam gerek.

((bir şey hakkında)) konuşmak Plan hakkında konuşalım.

((zarf)) konuşmak Lütfen net konuşun.

Eş anlamlılar: talk (konuşmak), converse (sohbet etmek), articulate (ifade etmek); Zıt anlamlılar: be silent (sessiz olmak)

Eski İngilizce 'specan' kelimesinden gelir.

Düzensiz formları unutmayın: speak, spoke, spoken. 'Bugün konuşurum, dün konuştum, daha önce konuştum.'

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.