noun

speaker

konuşmacı, hoparlör, meclis başkanı

The guest speaker was very interesting.

Konuk konuşmacı çok ilginçti.

My new speakers have great sound.

Yeni hoparlörlerimin sesi harika.

She is a native speaker of English.

Anadili İngilizce'dir.

The Speaker of the House called for a vote.

Temsilciler Meclisi Başkanı oylama çağrısında bulundu.

bir konuşmacı ((konuşan bir kişi)) The speaker at the conference was excellent.

bir hoparlör ((bir ses cihazı)) I bought a new Bluetooth speaker.

ana dili ((dil)) olan biri She is a native speaker of Spanish.

hatip, öğretim görevlisi (kişi); hoparlör (cihaz)

'Speak' (konuşmak) fiiline, işi yapan kişiyi belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. 'Konuşan kişi' anlamına gelir.

Hem konuşan bir kişiyi hem de ses 'konuşan' bir cihazı (hoparlör) ifade edebileceğini unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.