noun

speaking

konuşma, söz söyleme

Public speaking makes me nervous.

Topluluk önünde konuşmak beni geriyor.

Generally speaking, the weather is nice here.

Genel olarak konuşursak, burada hava güzeldir.

speaking ((konuşma)) as a subject Speaking a new language is difficult.

((adverb)) speaking ((...konuşmak gerekirse)) Generally speaking, it's a safe city.

talking, conversation, discourse

'Speak' fiilinin şimdiki zaman sıfat-fiili (present participle) veya isim-fiili (gerund) halidir ve konuşma eylemini ifade eder.

Bunu 'speak' fiilinin eylemi veya süreci olarak düşünün. Örneğin, 'public speaking' topluluk önünde konuşma eylemidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.