adjective

special

özel, has

This is a very special occasion.

Bu çok özel bir durum.

He has a special talent for music.

Müziğe karşı özel bir yeteneği var.

Do you have any special dietary needs?

Herhangi bir özel diyet ihtiyacınız var mı?

((special)) ((isim)) özel (bir) (isim) This is a special occasion.

Eş anlamlılar: unique, exceptional, particular; Zıt anlamlılar: ordinary, common

Latince 'tür' veya 'görünüş' anlamına gelen 'species' kelimesinden gelir. 'Special', 'belirli bir türe ait' demektir.

Menüdeki 'özel' bir yemeği düşünün - sıradan değildir, belirli bir amaç veya durum içindir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.