noun

speech

konuşma, söylev, nutuk, konuşma tarzı

She gave a speech at the conference.

Konferansta bir konuşma yaptı.

His speech was slow and clear.

Konuşması yavaş ve netti.

Freedom of speech is a basic right.

İfade özgürlüğü temel bir haktır.

((bir konuşma)) yapmak resmi bir konuşma yapmak She gave a speech at the conference.

((ifade özgürlüğü)) fikir beyan etme hakkı Freedom of speech is a basic right.

((birinin konuşması)) birinin konuşma tarzı His speech was slow and clear.

Eş anlamlılar: address, talk, discourse; Zıt anlamlılar: silence

Eski İngilizce'deki 'spǣc' kelimesinden gelir ve 'speak' (konuşmak) ile ilgilidir.

Bir 'şeftali' (peach) hakkında bir 'konuşma' (speech) yaptığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.