noun

speed

hız, sürat

The car was traveling at high speed.

Araba yüksek hızda gidiyordu.

I was amazed by the speed of his work.

İşinin hızına hayran kaldım.

((yüksek/tam)) hızda belirli bir hareket oranında The car was traveling at high speed.

((bir şeyin)) hızı bir şeyin gerçekleşme oranı I was amazed by the speed of his work.

Eş anlamlılar: velocity, pace, rate; Zıt anlamlılar: slowness

Eski İngilizce'de 'başarı, refah, acele' anlamına gelen 'spēd' kelimesinden gelir.

Bir şeyi 'hızla' (speed) yapmanız gerekiyorsa, acele etmeye 'ihtiyacınız' (need) vardır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.