noun

spike

sivri uç, ani artış, krampon, delmek

The fence has sharp spikes on top.

Çitin üstünde keskin sivri uçlar var.

There was a sudden spike in prices.

Fiyatlarda ani bir artış oldu.

He spiked the ball over the net.

Topu filenin üzerinden smaçladı.

Someone spiked the punch with alcohol.

Birisi pança alkol katmış.

((a/the)) spike ((on sth.)) bir şeyin üzerindeki sivri uç The fence has sharp spikes on top.

((a)) spike ((in sth.)) bir şeyde ani artış There was a sudden spike in prices.

((to)) spike ((sth.)) bir şeye smaç vurmak He spiked the ball over the net.

((to)) spike ((sth.)) ((with sth.)) bir şeye bir şey katmak Someone spiked the punch with alcohol.

Synonyms (noun): point, prong, surge; (verb): pierce, impale

Eski Nors dilindeki 'spīk' kelimesinden gelir, 'kıymık' anlamına gelir.

Bir grafikteki keskin bir artış, keskin bir 'sivri uca' (spike) benzer. Keskin bir 'sivri uç' aynı zamanda bir şeyi 'deşebilir' (to spike).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.