noun

backbone

omurga, belkemiği, cesaret

The doctor examined his backbone.

Doktor onun omurgasını muayene etti.

She has the backbone to stand up for her beliefs.

İnançlarını savunacak cesareti var.

Small businesses are the backbone of the economy.

Küçük işletmeler ekonominin belkemiğidir.

((bir şeyin)) belkemiği the backbone of (sth.) Small businesses are the backbone of the economy.

((bir şeyi yapacak)) cesareti olmak to have the backbone to do (sth.) She has the backbone to stand up for her beliefs.

Eş anlamlılar: spine (omurga), courage (cesaret), core (çekirdek)

'back' (sırt) ve 'bone' (kemik) kelimelerinden oluşan birleşik bir kelime, kelimenin tam anlamıyla sırtın ana kemiği.

Omurganın tüm vücudu ayakta tuttuğunu hayal edin. Bu imge hem kelimenin gerçek anlamı hem de 'ana destek' veya 'cesaret' gibi mecazi anlamları için işe yarar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.