verb

spin

dönmek, eğirmek, uydurmak

The dancer can spin very fast.

Dansçı çok hızlı dönebiliyor.

She learned to spin wool into yarn.

Yünü ipliğe eğirmeyi öğrendi.

He tried to spin the story to his advantage.

Hikayeyi kendi lehine çevirmeye çalıştı.

((bir şey)) (bir şeyi) döndürmek Tekerlek dönmeye başladı.

((bir şey)) (yün vb.) eğirmek Yün eğirebilir.

((bir şey)) (hikaye) anlatmak/uydurmak Bir macera hikayesi anlattı.

Eş anlamlılar: rotate (dönmek), twirl (fırıl fırıl dönmek), revolve (devir yapmak)

Eski İngilizce'de 'çekip bükmek' anlamına gelen 'spinnan' kelimesinden, Proto-Cermence'den türemiştir.

Hızla dönen bir topaç veya ağ ören bir örümcek hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.