verb

spoil

şımartmak, bozmak, çürümek

Don't spoil your appetite before dinner.

Akşam yemeğinden önce iştahını kaçırma.

The fruit will spoil if you leave it out.

Meyveyi dışarıda bırakırsan bozulur.

They spoil their children with too many gifts.

Çocuklarını çok fazla hediyeyle şımartıyorlar.

((bir şeyi)) bozmak Don't spoil your appetite before dinner.

((birini)) ((bir şeyle)) şımartmak They spoil their children with too many gifts.

(yiyecek) bozulmak The fruit will spoil if you leave it out.

Eş anlamlılar: ruin (mahvetmek), corrupt (yozlaştırmak), pamper (şımartmak), decay (çürümek); Zıt anlamlılar: improve (geliştirmek), preserve (korumak), discipline (disipline etmek)

Eski Fransızca 'yağmalamak' anlamına gelen 'espoillier' kelimesinden, o da Latince 'spoliare'den gelir.

Yiyecekleri dışarıda bırakırsanız, bakteriler 'ganimetleri' (spoils) alır ve onu 'bozar' (spoil).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.