verb

spoken

konuşulmuş

English is spoken here.

Burada İngilizce konuşulur.

I have spoken with the director.

Yönetmenle konuştum.

The words were spoken softly.

Kelimeler yavaşça söylendi.

((have/has/had)) konuşmuş ((ile sb.)) (biriyle) konuşmuş olmak I have spoken with the director.

((be)) konuşulur konuşulmak English is spoken here.

Eş anlamlılar: said, uttered, voiced; Zıt anlamlılar: unspoken, unsaid

'to speak' fiilinin geçmiş zaman ortacı. İngilizce'deki güçlü fiiller için geçmiş zaman ortaçlarında '-en' eki yaygındır (ör. broken, written).

'Spoken' genellikle 'have/has/had' (I have spoken) veya 'is/are/was/were' (It was spoken) ile birlikte kullanılır. Bunu konuşmanın 'tamamlanmış' hali olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.