spreading
Çeviri
yayılan, genişleyen, büyüyen
Örnekler
The spreading fire was hard to control.
Yayılan yangını kontrol etmek zordu.
We sat under a large, spreading tree.
Geniş, yayılan bir ağacın altında oturduk.
Dilbilgisi Kalıpları
((spreading)) ((isim)) dışa doğru büyüyen veya genişleyen bir şeyi tanımlar. The spreading influence of the company is noticeable.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: expanding (genişleyen), growing (büyüyen), extensive (kapsamlı); Zıt anlamlılar: shrinking (küçülen), contracting (daralan)
Etimoloji
'spread' fiilinden ve sıfat olarak kullanılan '-ing' şimdiki zaman ortacı ekinden türemiştir.
Hafıza İpuçları
Bir duvar boyunca yayılan ve giderek daha fazla alanı kaplayan bir asmayı gözünüzde canlandırın.