verb

spur

teşvik etmek, kamçılamak, dürtmek

The reward spurred him to work harder.

Ödül onu daha sıkı çalışmaya teşvik etti.

The crisis spurred innovation in technology.

Kriz, teknolojide yeniliği teşvik etti.

((sb.)) to do sth. (birini bir şey) yapmaya teşvik etmek The reward spurred him to work harder.

((sth.)) (bir şeyi) teşvik etmek The crisis spurred innovation.

Eş anlamlılar: encourage, stimulate, prompt, incite; Zıt anlamlılar: deter, discourage

Eski İngilizce'de bir atı ileri sürmek için kullanılan sivri uçlu bir alet olan 'spura'dan gelir.

Bir binicinin mahmuzunun ('spur') atı daha hızlı gitmeye 'teşvik etmesini' düşünün, bu mecazi olarak herhangi bir eylemi 'teşvik eder' veya cesaretlendirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.