verb

stammer

kekelemek

He started to stammer when he was nervous.

Gergin olduğunda kekelemeye başladı.

She stammered out an apology.

Kekeleyerek bir özür diledi.

kekelemek zorlukla konuşmak, sesleri tekrarlamak He tends to stammer when he's excited.

((bir şeyi)) kekeleyerek söylemek bir şeyi kekeleyerek söylemek She stammered an excuse and left quickly.

Eş anlamlılar: stutter, falter, hesitate

Proto-Cermence '*stamra-' kelimesinden gelir ve 'tökezlemek' (stumble) ile ilgilidir. Sanki konuşmanız tökezliyormuş gibi.

'Stam-mer' sesi, bir kelime söylemeye çalışıp takılan biri gibi tekrarlayıcıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.