adjective

static

statik, durağan, parazit

The population has remained static for years.

Nüfus yıllardır durağan kalmıştır.

I heard a lot of static on the radio.

Radyoda çok fazla parazit duydum.

statik olmak değişmemek The price remained static.

((bir)) statik ((isim)) değişmeyen bir (isim) a static image

parazit duymak/almak parazit almak I can hear static on the line.

Sıfat: Eş anlamlılar: unchanging, fixed; Zıt anlamlılar: dynamic, mobile. İsim: Eş anlamlılar: interference, noise.

Yunanca 'durduran' anlamına gelen 'statikos' kelimesinden gelir ve 'stand' kelimesiyle ilgilidir.

Hareket etmeyen 'statik' bir heykeli hayal edin. İsim olarak, eski bir TV'den gelen 'statik' gürültüyü düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.