adjective

sticking

çetrefilli, yapışkan

The main sticking point is money.

Asıl pürüz para.

Use a sticking plaster for the cut.

Kesik için yara bandı kullan.

((a/the)) sticking point pürüz, sorunlu nokta The main sticking point is money.

((a/the)) sticking ((noun)) yapışkan ~ Use a sticking plaster for the cut.

Eş anlamlılar: problematic, difficult, adhesive

'stick' fiilinin sıfat olarak kullanılan 'present participle' hali.

'Sticking point' (pürüz), ilerlemenin 'takılıp kaldığı' (gets stuck) bir sorundur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.