adjective

stiff

sert, katı, tutuk, resmi

My neck is stiff this morning.

Bu sabah boynum tutulmuş.

The new shoes are a little stiff.

Yeni ayakkabılar biraz sert.

He gave a stiff bow.

Kaskatı bir selam verdi.

There is stiff competition for the job.

İş için çetin bir rekabet var.

((sıfat)) ağrıyan ve hareket ettirmesi zor bir vücut bölümünü tanımlayan My back is stiff.

((sıfat)) kolayca bükülmeyen veya şekli değişmeyen The cardboard is very stiff.

((sıfat)) tavır olarak resmi ve rahat olmayan His greeting was stiff and formal.

Eş anlamlılar: rigid, hard, firm; Zıt anlamlılar: flexible, soft, relaxed

Eski İngilizce'de 'sert, esnek olmayan' anlamına gelen 'stif' kelimesinden gelir.

Bükülmeyen bir tahta düşünün - o 'serttir' (stiff). Bu, kaslar veya malzemeler için de geçerli olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.