verb

stimulate

uyarmak, canlandırmak, teşvik etmek

The new policy will stimulate economic growth.

Yeni politika ekonomik büyümeyi canlandıracak.

Bright colors can stimulate a baby's brain.

Parlak renkler bir bebeğin beynini uyarabilir.

The discussion was intended to stimulate debate.

Tartışmanın amacı münazarayı teşvik etmekti.

((bir şeyi)) (bir şeyin) gelişmesini veya aktif hale gelmesini teşvik etmek The government wants to stimulate the economy.

((birini/bir şeyi)) (birini/bir şeyi) daha aktif veya uyanık hale getirmek The coffee will stimulate you.

Eş anlamlılar: teşvik etmek, harekete geçirmek, canlandırmak; Zıt anlamlılar: caydırmak, bastırmak

Latince 'dürtmek, teşvik etmek' anlamına gelen 'stimulare' kelimesinden, o da 'dürtü, mahmuz' anlamına gelen 'stimulus'tan gelir.

'Stimulate' etmek, bir içeceği karıştırmak gibi bir aktiviteyi 'harekete geçirmektir'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.