verb

stops

bırakmak, durmak, durdurmak

The bus stops at this corner.

Otobüs bu köşede durur.

He never stops trying.

Asla denemekten vazgeçmez.

((geçişsiz)) durmak. The car stopped.

((sth.)) (bir şeyi) durdurmak. He stopped the car.

((-meyi/-mayı)) (bir şey yapmayı) bırakmak. Please stop talking.

((sb.)) ((-mekten/-maktan)) (birini bir şey yapmaktan) alıkoymak. They stopped him from leaving.

Eş anlamlılar: durmak, kesmek, bitirmek; Zıt anlamlılar: başlamak, devam etmek

Eski İngilizce'deki *stoppian* 'tıkamak, doldurmak' kelimesinden gelir, bir deliği doldurma fikriyle ilgilidir.

Büyük, kırmızı bir DUR işaretini hayal edin. Durmak için evrensel bir semboldür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.