adjective

straight

düz, doğru, dürüst, arka arkaya

Draw a straight line.

Düz bir çizgi çiz.

Go straight for two blocks.

İki blok dümdüz git.

She gave me a straight answer.

Bana dürüst bir cevap verdi.

He drank the whiskey straight.

Viskiyi sek içti.

((adjective)) kavisli veya bükülmüş olmayan Draw a straight line.

((adverb)) doğru bir hat veya şekilde Go straight for two blocks.

Eş anlamlılar: direct, uncurved, honest; Zıt anlamlılar: curved, bent, dishonest

Eski İngilizce'deki 'streht' kelimesinden gelir, 'streccan' (germek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Gerilmiş ve bükülmemiş bir şeyi ifade eder.

Bir lastik bandı 'düz' (straight) hale getirmek için 'germeyi' (stretch) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.