adjective

bad

kötü, fena, bozuk, ciddi

This is a bad idea.

Bu kötü bir fikir.

He is bad at playing tennis.

Tenis oynamakta kötüdür.

The milk went bad.

Süt bozuldu.

I have a bad cold.

Kötü bir soğuk algınlığım var.

((bad)) + isim kötü bir gün a bad day

be + ((bad)) kötü olmak The weather is bad.

be + ((bad)) + at + sth./-ing bir şeyde kötü olmak I am bad at singing.

feel + ((bad)) kötü hissetmek I feel bad about what happened.

Eş anlamlılar: poor, terrible, evil; Zıt anlamlılar: good, great, excellent

Eski İngilizce'de aşağılayıcı bir terim olan 'bæddel' kelimesinden gelir. 'İyi değil' anlamındaki modern kullanımı tam olarak açıklanamamıştır.

O kadar rahatsız ki sırtınız için 'kötü' (bad) olan bir 'yatak' (bed) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.