noun

stride

uzun adım, ilerleme, gelişme

He crossed the room in a few long strides.

Odayı birkaç uzun adımla geçti.

The company has made great strides.

Şirket büyük ilerlemeler kaydetti.

She takes challenges in her stride.

Zorlukların üstesinden kolayca gelir.

((uzun/kısa bir adım)) uzun/kısa bir adım Odayı birkaç uzun adımla geçti.

((büyük ilerlemeler kaydetmek)) büyük ilerlemeler kaydetmek Şirket büyük ilerlemeler kaydetti.

((bir şeyin üstesinden kolayca gelmek)) bir şeyin üstesinden kolayca gelmek Zorlukların üstesinden kolayca gelir.

Eşanlamlılar: step, pace, progress, advance

'to stride' (uzun adımlarla yürümek) fiilinden gelir ve uzun bir adım atma eylemini ifade eder.

Uzun bir 'stride' (adım), büyük 'strides' (ilerlemeler) kaydetmenize yardımcı olur. İki anlamı birbiriyle ilişkilendirin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.