noun

stroke

inme, felç, vuruş, kulaç

He had a stroke last year.

Geçen yıl inme geçirdi.

She won the match with one final stroke.

Maçı son bir vuruşla kazandı.

He painted the wall with bold strokes.

Duvarı cesur fırça darbeleriyle boyadı.

What's your best swimming stroke?

En iyi yüzme stilin hangisi?

beyinde ani bir hastalık He had a stroke last year.

topa vurma eylemi She won the match with one final stroke.

kalem veya fırça ile yapılan bir çizgi He painted the wall with bold strokes.

bir yüzme stili What's your best swimming stroke?

Eş anlamlılar: (tıbbi) seizure, attack; (vuruş) blow, hit; (çizgi) line, mark

Eski İngilizce 'vuruş, darbe' anlamına gelen 'strac' kelimesinden gelir. 'To strike' (vurmak) fiiliyle ilgilidir.

Bir 'stroke', bir kalemin, bir raketin 'vuruşu' (strike) olabileceği gibi, beyni 'vuran' (strikes) bir tıbbi durum da olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.