noun

stud

direk, saplama, damızlık at, toplu iğne küpe

The leather jacket was covered in metal studs.

Deri ceket metal zımbalarla kaplıydı.

We need to find the stud in the wall.

Duvardaki direği bulmamız gerekiyor.

She wore simple diamond studs in her ears.

Kulaklarında basit pırlanta toplu iğne küpeler vardı.

He thinks he's a real stud.

Kendini gerçek bir aygır sanıyor.

bir ((...)) direk/saplama/küpe belirli bir tür direk/saplama/küpe She wore diamond studs.

Eş anlamlılar: direk, saplama, zımba, küpe

Eski İngilizce'de 'direk, sütun' anlamına gelen 'studu' kelimesinden türemiştir ve zamanla çeşitli çıkıntılı nesneler için kullanılmıştır.

Göze çarpan veya bir yere sokulan şeyleri düşünün: duvardaki bir direk, ceketteki bir zımba, bir toplu iğne küpe veya 'göze çarpan' bir erkek (stud).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.