noun

bags

çantalar, torbalar, bavullar, gözaltı torbaları

She carried her groceries in two bags.

Bakkaliye ürünlerini iki torbada taşıdı.

I packed my bags for the trip.

Seyahat için çantalarımı hazırladım.

There are dark bags under his eyes.

Gözlerinin altında koyu torbalar var.

((birkaç)) bags (birkaç) torba/çanta I need to buy two bags of chips.

bags ((of sth.)) (~ dolu) torba/çanta She bought three bags of apples.

bags ((under one's eyes)) gözaltı torbaları He has bags under his eyes from lack of sleep.

Eş anlamlılar: sacks (çuval), purses (cüzdan), luggage (bagaj)

Eski Nors dilindeki 'paket, bohça' anlamına gelen 'baggi' kelimesinden gelir.

Büyük bir seyahat için birden fazla 'çanta' (bags) hazırladığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.