noun

substance

madde, cisim, öz, esas

The police found an illegal substance.

Polis yasa dışı bir madde buldu.

Her argument lacked substance.

Onun argümanı özden yoksundu.

((sıfat)) bir madde bir tür katı, sıvı veya gaz Kutu garip beyaz bir madde içeriyordu.

of substance önemli, değerli Konuşması pek değerli değildi.

Eş anlamlılar: madde, materyal, öz; Zıt anlamlılar: biçim, görünüş, hiçlik

Latince 'varlık, öz' anlamına gelen 'substantia' kelimesinden, bu da 'altında durmak' anlamına gelen 'substare'den türemiştir.

Yüzeyin veya görünüşün 'altında duran' şeyi düşünün - gerçek, somut olan.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.