adjective

subtle

ince, belli belirsiz, ustaca

There is a subtle difference between the two colors.

İki renk arasında ince bir fark var.

He gave a subtle hint about the surprise party.

Sürpriz parti hakkında ustaca bir ipucu verdi.

((ince bir şey)) ince bir (şey) İnce bir sarımsak tadı.

Eş anlamlılar: delicate, faint; Zıt anlamlılar: obvious, blatant

Latince 'subtilis' (ince dokunmuş) kelimesinden, 'sub' (altında) + 'tela' (ağ).

'b' harfi okunmaz. O kadar ince bir şey düşünün ki fark edilmesi zor olsun.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.