verb

summon

çağırmak, toplamak, celp etmek

He was summoned to the principal's office.

Müdürün odasına çağrıldı.

She tried to summon the courage to speak.

Konuşmak için cesaretini toplamaya çalıştı.

((birini)) ((bir yere)) (birini) (bir yere) çağırmak He was summoned to the principal's office.

((bir şeyi)) (cesaret veya güç gibi bir şeyi) toplamak She tried to summon the courage to speak.

Eş anlamlılar: call, convene, muster, gather

Latince 'submonere' (gizlice hatırlatmak) kelimesinden, 'sub-' (altında) + 'monere' (uyarmak).

Sihirbazın sihirli bir yaratığı çağırdığını düşünün. Bu güçlü bir çağrıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.