adjective

superior

üstün, daha iyi, amir, kıdemli

This material is superior to the other one.

Bu malzeme diğerinden daha üstün.

You should report this to your superior.

Bunu amirine rapor etmelisin.

She has a superior attitude.

Onun kibirli bir tavrı var.

((üstün)) ((to sb./sth.)) (birinden/bir şeyden) daha iyi This model is superior to the previous one.

((birinin amiri)) daha yüksek rütbeli bir kişi You must get approval from your superior.

Eş anlamlılar: better, higher, greater; Zıt anlamlılar: inferior, lower

Latince 'superus' (yukarıda olan) kelimesinin karşılaştırma hali olan 'superior' kelimesinden gelir, 'super' (üstünde, üzerinde) kökünden.

'Süper' şeylerin diğerlerinden 'üstün' (superior) olduğunu düşünün. İş yerindeki 'amiriniz' (superior) daha yüksek bir pozisyondadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.