verb

surround

çevrelemek, kuşatmak, etrafını sarmak

Tall trees surround the lake.

Gölün etrafını yüksek ağaçlar çevreliyor.

The police surrounded the building.

Polis binayı kuşattı.

((bir şeyi/birini)) çevrelemek Tall trees surround the lake.

((bir şeyi/birini)) ((bir şeyle)) çevrelemek They surrounded the castle with a moat.

Eş Anlamlılar: kuşatmak, kapatmak, kapsamak; Zıt Anlamlılar: serbest bırakmak, özgür bırakmak

Eski Fransızca 'suronder' (taşmak) kelimesinden, 'sur-' (üzerinde) + 'onder' (dalgalanmak, Latince 'unda' - dalga). Anlamı 'etrafında dolaşmak' olarak değişmiştir.

'sur-' (etrafında) ve 'round' (yuvarlak) kelimelerini düşünün. Bir şeyin tamamen 'etrafında' olmak, her tarafında bulunmak.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.