adjective

surrounded

çevrili, kuşatılmış

The house is surrounded by trees.

Ev ağaçlarla çevrili.

He felt surrounded by enemies.

Kendini düşmanlarla çevrili hissetti.

surrounded by ((bir şey/biri)) (bir şey/biri) tarafından çevrelenmiş olmak The castle is surrounded by a moat.

Eş anlamlılar: encircled, enclosed; Zıt anlamlılar: free, open

Eski Fransızca 'sur-' (üzerinde, etrafında) + 'onder' (akmak, dalgalanmak) kelimelerinden, aslen 'taşmak' anlamına gelir.

Sizi 'sur-' (çevreleyen) 'round' (yuvarlak) bir şey hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.