verb

survive

hayatta kalmak, sağ kalmak, atlatmak

He was lucky to survive the crash.

Kazadan sağ kurtulduğu için şanslıydı.

The company survived the recession.

Şirket durgunluktan sağ çıktı.

You can't survive for long without water.

Su olmadan uzun süre hayatta kalamazsın.

(( )) yaşamaya veya var olmaya devam etmek. You can't survive for long without water.

((sth.)) (bir şeyden) sonra yaşamaya devam etmek. He survived the crash.

((on sth.)) (bir şey) ile geçinmek. They survived on bread and water.

Eş anlamlılar: endure, outlast, withstand; Zıt anlamlılar: perish, die

Latince 'supervivere' kelimesinden, 'super-' (üzerinde, ötesinde) + 'vivere' (yaşamak). Kelimenin tam anlamıyla bir olayın 'ötesinde yaşamak'.

Her şeyin üstesinden gelebilen 'süper' bir insan olduğunuzu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.