adjective

sweeping

geniş kapsamlı, büyük, yaygın

The government proposed sweeping changes.

Hükümet geniş kapsamlı değişiklikler önerdi.

The room has a sweeping view of the ocean.

Odanın okyanusun geniş bir manzarası var.

She dismissed my idea with a sweeping gesture.

Elini şöyle bir sallayarak fikrimi reddetti.

a sweeping ((isim)) geniş kapsamlı The government proposed sweeping changes.

a sweeping ((isim)) geniş bir ... ile She made a sweeping gesture.

Eş anlamlılar: broad, extensive, wide-ranging; Zıt anlamlılar: narrow, limited

'Süpürmek' (to sweep) fiilinden gelir ve geniş bir alanı kaplayan bir hareketi ima eder.

Bir süpürgenin geniş bir alanı kaplayan 'süpürme' hareketini düşünün. Bu, 'geniş kapsamlı' değişiklikler veya manzaralarla ilgilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.