adjective

ballistic

balistik, çok öfkeli

The army launched a ballistic missile.

Ordu balistik bir füze fırlattı.

He went ballistic when he saw the mess.

Dağınıklığı görünce küplere bindi.

((ballistic)) ((noun)) balistik A ballistic missile can travel very far.

((to go ballistic)) küplere binmek My dad will go ballistic if he finds out.

projectile; (öfkeli) enraged, irate, furious

Yunanca 'fırlatmak' anlamına gelen 'ballein' kelimesinden gelir.

Bir nesnenin büyük bir güçle fırlatıldığını düşünün, tıpkı bir öfkenin 'patlaması' gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.