noun

tan

bronzluk, ten rengi, taba rengi

She has a deep tan after her trip.

Seyahatinden sonra teni epey bronzlaşmış.

The walls are painted a light tan.

Duvarlar açık taba rengine boyanmış.

((bir)) bronzluk derinin kahverengimsi bir renk alması She has a deep tan.

((bir)) taba rengi açık kahverengi bir renk The walls are painted a light tan.

Eş anlamlılar: suntan, bronze, beige

Eski İngilizce'de 'deri tabaklamak' anlamına gelen 'tannian' kelimesinden gelir ve bu işlemde kullanılan meşe kabuğunun rengiyle ilgilidir.

Güneşten 'bronzlaşmayı' veya derinin 'taba rengini' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.