noun

target

hedef, amaç, nişangâh, kurban

The archer hit the center of the target.

Okçu hedefin tam ortasını vurdu.

Our main target is to increase sales.

Ana hedefimiz satışları artırmak.

((bir şey)) için bir hedef a target for ((sth.)) The company is a target for a takeover.

((bir şeyin)) hedefi a target of ((sth.)) He was the target of constant criticism.

Eş anlamlılar: goal, aim, objective, mark; Zıt anlamlılar: source, origin

Eski Fransızca'da 'hafif kalkan' anlamına gelen 'targe' kelimesinin küçültme eki almış hali olan 'targette'den gelir. Başlangıçta küçük kalkan anlamına geliyordu.

Bir TARget'a (hedefe) dart attığınızı hayal edin. 'Tar' sesi, hedefi vurmak gibi keskindir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.