adjective

tender

yumuşak, körpe, hassas, şefkatli

The steak was very tender.

Biftek çok yumuşaktı.

My ankle is still tender from the sprain.

Bileğim burkulmadan dolayı hala hassas.

She gave him a tender look.

Ona şefkatli bir bakış attı.

((bir şey)) yumuşak/hassas (bir şey) yumuşak veya ağrılıdır The meat is very tender.

şefkatli bir ((isim)) nazik bir (isim) She has a tender heart.

Eş anlamlılar: soft, gentle, sensitive; Zıt anlamlılar: tough, hard, rough

Latince 'yumuşak, narin' anlamına gelen 'tener' kelimesinden gelir.

'Bonfile' (tenderloin) bifteğini düşünün, bu 'yumuşak' bir et parçasıdır. Bu, 'yumuşak' anlamını hatırlamanıza yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.