adjective

tense

gergin, sinirli

The atmosphere in the room was tense.

Odadaki atmosfer gergindi.

My muscles feel tense after the workout.

Antrenmandan sonra kaslarım gergin hissediyor.

((olmak)) gergin olmak The atmosphere is tense.

gergin bir ((isim)) He had a tense look on his face.

Eş anlamlılar: strained, stressed, anxious; Zıt anlamlılar: relaxed, calm

Latince 'germek' anlamına gelen 'tendere' kelimesinden gelir. Sıkıca gerilmiş bir şey hayal edin.

Bir ip cambazı düşünün - 'gergin' (tense) bir durumdadır ve ipi de 'gergindir' (tense).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.