adjective

threatening

tehditkar, korkutucu

He sent a threatening letter to the politician.

Siyasetçiye tehdit mektubu gönderdi.

The dark clouds look threatening.

Kara bulutlar tehditkar görünüyor.

a threatening ((isim)) bir ismi nitelemek için He sent a threatening letter.

((bir şey)) tehditkar görünüyor/gibi duruyor görünüşü tanımlamak için The dark clouds look threatening.

Synonyms: menacing, intimidating, ominous; Antonyms: friendly, reassuring

'threaten' (tehdit etmek) fiilinin şimdiki zaman ortacı. 'threat' (tehdit) isminden + fiil yapım eki '-en' + şimdiki zaman ortacı '-ing' ile oluşur.

'-ing' eki, birinin veya bir şeyin aktif olarak 'tehdit etme' eylemini gerçekleştirdiği gibi aktif bir eylemi belirtir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.