adjective

thrilling

heyecan verici, heyecanlı, sürükleyici

The movie had a thrilling conclusion.

Filmin heyecan verici bir sonu vardı.

It was a thrilling experience to fly a plane.

Uçak kullanmak heyecan verici bir deneyimdi.

heyecan verici bir ((deneyim/maç/hikaye)) heyecanlı bir (deneyim/maç/hikaye) The race was a thrilling spectacle.

((Bir şey yapmak)) heyecan verici (bir şey yapmak) heyecanlıdır It was thrilling to watch the final match.

Eş anlamlılar: exciting, gripping; Zıt anlamlılar: boring, dull

'Heyecanlandırmak' fiilinin şimdiki zaman ortacı. Bir heyecan duygusuna neden olan bir şeyi tanımlar.

Aradaki farkı unutmayın: 'thrilled' bir kişinin nasıl hissettiğini tanımlarken, 'thrilling' bu duyguya neden olan şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.