verb

throw

atmak, fırlatmak, düzenlemek

Can you throw the ball to me?

Topu bana atabilir misin?

Don't throw your trash on the street.

Çöpünü sokağa atma.

They plan to throw a party.

Bir parti vermeyi planlıyorlar.

The news threw him into a panic.

Haber onu paniğe sürükledi.

((sth.)) ((to sb.)) (birine) (bir şeyi) atmak Can you throw the ball to me?

((sth.)) ((away)) (bir şeyi) atmak He threw away the old shoes.

((a party)) parti düzenlemek We're going to throw a party on Saturday.

Eş anlamlılar: toss, hurl, cast; Zıt anlamlılar: catch, receive

Eski İngilizce'de 'bükmek, döndürmek' anlamına gelen *þrāwan* kelimesinden gelir.

Bir topu havanın 'içinden' (through) 'attığınızı' (throw) hayal edin. Kelimeler kulağa benzer geliyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.