verb

thrust

itmek, sokmak, saplamak

He thrust the key into the lock.

Anahtarı kilide soktu.

The rocket is thrust into space.

Reket uzaya fırlatılır.

She thrust the responsibility onto him.

Sorumluluğu ona yükledi.

((bir şeyi)) ((bir şeyin içine/üstüne/doğru)) bir şeyi zorla itmek He thrust the key into the lock.

Eş anlamlılar: push, shove, propel; Zıt anlamlılar: pull, drag

Eski Norsça 'þrysta' (bastırmak, itmek) kelimesinden gelir. Ani ve güçlü bir itme anlamındadır.

Bir roket 'itici'sinin (thruster) roketi büyük bir güçle yukarı 'itmesini' (thrusts) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.