noun

timing

zamanlama

Your timing is perfect.

Zamanlaman mükemmel.

The comedian's timing was excellent.

Komedyenin zamanlaması mükemmeldi.

((perfect/bad/good)) timing bir şeyi yapmak için belirli bir anın seçimi He arrived with perfect timing, just as dinner was served.

Eş anlamlılar: moment, opportunity, synchronization

'to time' (zamanı ölçmek veya programlamak) fiiline isim yapan '-ing' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

Bu sadece 'zaman' ile ilgili değil, bir şeyi yapmak için *doğru* zamanı seçme becerisi veya yargısıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.